Toplumumuzun Hacamata Olan ihtiyacı
Hacamatm ne olduğu ve ne olmadığını bilen insanlar olduğumuza göre toplumun hacamata ihtiyacını daha net anlayabiliriz. Bir şehirde ne kadar dişci ne kadar gözlükcü ne kadar kalp doktoru varsa en az o kadar hacamat yapan insana ihtiyaç var.
Bunu anlamak istemeyenler saçma bulabilir. Ama gerçek bu. Çevrenize bakın. Herhangibir hastalıktan rahatsız olmayan biri var mı? Topluma bakın her geçen gün yeni bir hastalık türüyor. Hacamatı en gerekli kılan sebepleri kısaca açıklayalım.
Gdo , hormon , gübre vb. ne varsa sağlığımıza açık bir tehdit. Zirai atıklar sadece zirai ürünlerde değil. Etde de balıkda da zirai atıklar var. Sanayi atıklarını da ekleyelim. Yediğimiz herşey tehdit halini alıyor. Bu konuda en güzeli az ve mümkün olduğunca kaliteli yemek. Peki bunu başarıyor muyuz ? Kesinlikle hayır.
Fazla yemek. Vücudumuza sindirebileceğinden fazla besin almak açık bir zehirlenme doku tahrifi girişimidir. Kısaca açıklarsak ; sindirime katılamayan ve bağırsaklarda fazla kalan her madde bozulmaya başlar.
Giyim kuşamımız sağlığımızdan çok modaya uyma yolunda. Eski medeniyetler özellikle belini soğuktan rüzğardan korurken bizim dünyamızda kadın erkek herkes belini göbeğini açma derdinde. Bu giyim tarzı açık bir hastalık. Eğer vücudun tamamı açık olsa veya ince giyinilse zarar bu kadar büyük olmaz. Diğer bölgelerde ısı normal olduğundan vücut ısınma sistemini yavaşlatır. Bel bölgesi de en çok soğuktan etkilenen bölgedir.
Stres. Evde, okulda, işte her yerde stres. Saçları döken, mide yakan, insanı halsiz bırakan hastalık. Hacamat stresin zarar verdiği tüm dokuları yeniler. Stresin getirdiği tüm hastalıklarla mücadele hacamatla başlar. Unutkanlık, uykusuzluk, aşırı uyku vb...
Daha sayamayacağımız kadar sebepten dolayı hacamat her geçen gün biraz daha zaruret halini alıyor.